MAYALARDA ZAMANLARIN BAŞLANGICI
Mayalar 2012 için 'zamanların sonu'( Mayan End Times Prophecy 12-21-2012) diyor. Ancak bu yok oluş anlamında bir son değil fiziksel ve ruhsal bir değişim. Mayalara göre; 2012 yılı insanlığın yükselişinin başlangıcı olacak.
Sabah gazetesinin de araştırdığı ve bir röportaj haline getirdiği bu haber bizi de çok yakından ilgilendirdi. Günümüzün en çok konuşulan konularından biri olan 2012 Kehanetleri konusunu bu röportajı da değerlendirerek mercek altına almak istedik.
Konuya öncelikle Maya Kehanetleri açısından yaklaşmak daha sonra ezoterik astroloji ve bilgilere uygun bir yorum yapmak daha doğru olur.
Konuyu araştıran herkes görür ki, Maya Kehanetleri'ne göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak. Mayaların şifreleyerek günümüze taşıdığı, büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını bilim adamlarının verileri de destekler konumda, iklimsel değişimleri şimdiden hepimiz zaten gözlemleyebiliyoruz. Özellikle tufan da gerekli değil. Bir göktaşı ya da Marduk adını verdikleri gezegenin yaklaşımı ve atmosferi etkilemesi de değişimlere yol açar ama yöresel ve bölgesel değişimlerdir bunlar, tüm dünyayı yok etmez. Dünyayı yok ederseniz değişimin ne anlamı kalır ki?
Ezoterik tradisyonlara göre, "Beşinci kutupsal kayma" olarak adlandırılan bu değişiminde daha önceki değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesiyle meydana geleceği söyleniyor. Tabii ki, böyle durumlarda hipotezler çoktur ve farklı farklıdır. Bilim adamlarının görüşleri ezoterik bilgiler ,astrolojik ve astronomik verilerle de uyumlu aslında.
"Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda buzlar eriyor. Küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu'ndaki buzullar erimeye başlamış durumda. Mayalar'a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi Olayları iyi gözlemlemek ve aralarındaki bağları, benzerlikleri iyi takip etmek gerekir.
Dünyanın en az dört kez kutupsal kayma (kuzey ve güney kutbu) yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı. Bunun da en büyük nedeni güneşte meydana gelen değişimler. İlginç olan Mayalar bunu biliyordu. Konunun bir diğer yanı da Mayaların bununla da yetinmeyip, gelecekte tüm insanlığı etkileyecek trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmalarıdır. Mayaların kriptolarına göre dünya için 2012 yılı çok önemli. Daha sonraki zamanlarda 22 Aralık 2012r17;nin haritası üzerinde de konuyu daha detaylı yorumlamak mümkündür çünkü insan, ülke ya da gezegen hiç fark etmez; haritalarda bu veriler çok rahat gözükür. Bazı değişimler öyle sarsıcıdır ki, eğer iyi yorum yapamazsanız bu sarsıntıyı bir doğal afet olarak algılayabilir ve kıyamet kopuyor diye çığlıklar atabilirsiniz. Nasreddin Hocar17;nın deyişiyle yanıt vermek en güzelidir: r0; Hangi kıyamet? Büyük mü küçük mü? Yani gezegenin doğal değişimi mi yoksa senin içindeki yargıların değişimi mi? Bu feryat kime ait sana mı gezegene mi?
2012 Yeni Başlangıç mı?
Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Fakat bu anlatımlar da sembolik. İyi yorumlamak gerekir. Dünyanın yeni yaşayacağı dönemler için hepimizin az çok ezoterik bilgileri olursa ya da bu tip ezoterik konularda doğru yorumlar yapan kaynaklara başvurursak, aslında rahatlarız çünkü pek çok şey yanlış anlaşılıyor. Gezegenin top yekun yok oluşu değil, bir fiziksel ve dolayısıyla ruhsal değişim söz konusu. Daha önce yaşanan tufanlar gibi düşünebiliriz. Bu fiziksel değişimlerle birlikte ruhsal değişimler de birbirleriyle orantılı devam ediyor. Her bir büyük fiziksel değişimlerle birlikte insanlık ruhsal değişimde yaşıyor. Şu ana kadar insanlar aşağıya inişi yaşadı. Birincisinde biraz daha kabalaştı, ikincisinde biraz daha, üçüncüsünde biraz daha... Dördüncünün sonunda tam anlamıyla bir dip yaptı. Bu yüzden 2012'yi Mayalar insanlığın yeniden yukarı çıkışın yaşanacağı bir çağ olarak tanımlıyor. Hatta çeşitli dinler bundan Altın Çağ, vaat edilen cennet veya Nirvana, Aydınlanma Çağı diye söz ediyor. 2012'nin önemi burada. Aşağıya inen insanlık tekrar yukarı çıkışın ilk adımlarını atmaya başlama zamanının geldiğini anlayacak olabilir.Yani daha açıkçası, ruhsal değerlerin, sevginin kardeşliğin, dayanışmanın, insanı insan olarak kabul edip sevmenin, günlük yaşamı ruhsal yasalara uygun yaşamanın zamanı diye anlamaya çalışmak bizleri daha ileriye götürücü, bir basamak daha yükseltici bir anlayış olarak kabul edilebilir ve kimseye de zararı yoktur. Bunun da ilk basamağı 2012'dir diyor Mayalar.
Kıyamet nedir?
Kıyamet kavramı da pek çok spekülasyonlara konu günümüzde. Kavramın dejenere olmaması için sade ve doğru bir bakış açısı oldukça önemli. Bildiğimiz kadarıyla bu kıyamet süreci başladı zaten.Şu anda hepimiz bir uyanışın içindeyiz. Uyanışımıza hizmet edecek çeşitli olaylar yaşıyoruz. Belki 2012 bir tür final olabilir.Ya da çıkışın, yükselişin bir başka basamağı. Bu bir süreç. Ancak doğal afetlerle kıyameti birbirine karıştırmamak lazım. Kıyamet ruhsal bir değişim, doğal afet ise gezegenin fiziksel bir değişimi demektir. Kıyamet hem sufi hem de ezoterik (gizli öğreticilik) kaynaklara göre ayağa kalmak ve uyanmak demektir. Bu uyanıştan kastedilen ruhsal aydınlanmadır. Böylelikle dinsel metinlerin içindeki sembollerin anlamları da çözülebilecek ve dinsel metinlerde gizlenen gerçeklerle herkes yüz yüze gelebilecek, uygulamalarını sevinçle ve bilerek, anlayarak, şartlandırılmaların üstünde bir şuur haliyle yaşabilecek.
Mayaların yakın geleceğimize ilişkin kehanetleri tüm ezoterik bilgilerle örtüşmektedir. Bu nedenle verilen tarihin önemi olabilir. Ancak bu tarihlemede iki yıllık bir hata payı bulunabileceği de göz ardı edilmemelidir. Bunun sebebi Maya Takvimi'nin bizim kullandığımız Gregoryen Takvimi'ne çevrilişinde MÖ 1'den MS 1'e geçilmiş olmasıdır. Aradaki 0 atlanmıştır. Yaptığı araştırmada Astrofizikçi Cotterel de bu konuya dikkatleri çekmiştir.
Mayalara ait bilgiler
Mayaların Kehanetleri ile tüm bu bilgiler, dünyaca ünlü Astro fizikçi Coterelli'nin bilgilerini BBC muhabiri Adrian Gilbert'in derleyerek dünya kamuoyuna duyurması ile halka mal odu.En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque'deki Yazıt Tapınağı'nda buldukları mezar taşının kapağındaki şifreyi çözmeleriyle oldu.
Şifre Çözümü
Simetriyle ilgili bilgileri çözerek çok önemli sonuçlara ulaştılar. Kapağın üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirdiklerinde ortaya Jaguar ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar'ın sakladıkları bu sembollerin bir anda belirmesi Cotterel'i şaşkına çevirmişti. Çünkü Mayalar'ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi!... Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen "Güneş Haçı"nın üzerindeki ilikler ise Güneş'in manyetik iliklerini temsil etmekteydi.
Ne Yapılabilir?
Bu da Mayaların gizli mesajıydı. Yaşanacakların asıl nedeni Güneş'te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdir diyordu Mayalar bize!.. Tabii Mayaların günümüze dek etkisini sürdüren bu bilgileri, şifreleme yöntemleri pek çok soruyu da akla getiriyor. r16;Kimdi bu Mayalar, nereden gelmişlerdi ve bazı kozmik denebilecek bilgilere nasıl sahip oldular? r16;Elbette ilerleyen zaman ve yeni bulgular bu sorulara da yanıt verecektirr30;Astrolojik verilerin de desteklediği tüm bu yenilenme ve değişim hareketlerine bakış açımızın değiştirilmesi,esnemesi,çağın getirdikleri ile uyumlanması bizleri çok yakından ilgilendiriyor!... Yaşanacakları korkutucu bir felaket olarak tanımlamak da mümkün, gezegenin ve üzerinde yaşayanların yeni bir soluk alabilmesi, bir tür astrangement yani yeni yerleşim, yeni soluklanma; yaşayabilmesi için çok gerekli doğa olayları olarak kabul etmek de!...
Yeni kıyamet tarihi: 21 Aralık 2012
Daha önce üzerine r0;çeşitli anlamlar yüklenmiş günlerde kıyamet kopacağını öne süren r0;kahinler , bazı metafizik yazarları ve astrologlar şimdi de 21 Aralık 2012 tarihine taktı.
Antik Maya takviminin 1 milyon 872 bin günle sınırlı olduğunu ve bu takvimin süresinin 21 Aralık 2012r17;de dolacağını savunan çevreler, şimdiden dünyanın sonunun geleceğine inandıkları bu gün için konferanslar düzenleyip birbiri ardına kitaplar çıkarmaya başladı.
Bilimsel olarak Güneşr17;in o gün 26 bin günde bir gerçekleşen bir konuma gelecek olması da bu çevreleri korkuya itiyor. Çünkü Güneş o gün, her yıl olduğu gibi Samanyolur17;ndaki Galaktik Ekvatorr17;dan geçecek ancak bu çok nadir görülen bir şekilde 21 Aralıkr17;a, yani gece gündüz eşitliğinin olduğu gün dönümüne rastlayacak.
Belçikalı araştırmacı Patrick Geryl, bu durumun, Güneşr17;in manyetik alanını tersine döndüreceğini ve Güneşr17;in 20 kat daha ısınmasına neden olacağını öne sürüyor. Gerylr17;e göre bu, Dünyar17;nın kendi ekseni etrafındaki dönüşünü de tersine çevirecek ve insanlar oluşan büyük sellerde can verecek.
2012'de neler olabilir?
Kutuplar yermi değiştirecek?
10.cu gezegen mi yaklaşıyor?
Foton Enerji Alanı nedir?
Astrometeoroloji ne diyor?
Dini anlayışlar neler içeriyor?
12,000 yıl önce ne oldu?
Ya öncesi?
3- PİRAMİTLER BİRŞEY Mİ ANLATIYOR ?
İlginç kesişme
Eğer dünyaya düz bir biçimde dolaşacak bir hat çizecek olsaydık Paskalya Adası, Nazca çizimleri, Ollantaytambo, Tassili n'Ajjer ve Gize'deki Keops piramidi aynı hat üzerinde olacaklardı. Ve diğer dünya harikalarıda 1 ila 10 derece sapma ile bu hattın üzerinde yer alacaklardı. Bu yerler eski Pers başkenti Persepolis, Indus Vadisindeki Mohenje Daro, kayıp şehir Petra, tanrılar kenti Siwa, eski sümer şehri Ur , Kamboçya ve Tayland topraklarında yer alan ünlü Angkor antik kenti...Eğer dünyayı yatay bir düzlemde gözleyebilseydik bu uyumu gözlemleyebilirdik.
0.00° K 48° 36' B
30° 22' K 41° 24' D
0.00° K 131° 24' D
30° 22' G 138° 36' B
Bu hattın uzunluğu 24892 mil. Örneğin Keops piramidi ile Ollantaytambo arası 7472 mil veya Ollantaytambo ile Paskalya adasının arası 2579 mil. Angkor Wat ile Keops piramidinin orta noktasında Indus vadisi ve Mohenjo Doro şehri ile henüz kazıları yapılmamış Ganweiwala şehri bulunmakta. Her ikiside hattın üzerinde. Ancak Indus vadisinin ilginç bir özelliği Paskalya adasının dünya üzerindeki tam zıttı bir noktada bulunuyor olması. Daha da ilginç nokta, dünya üzerinde henüz çözülememiş antik dillerden ikisinin bu iki bölgeye ait olması. Indus vadisi yazıtları ve Rongorongo yazı dili. Dünya'nın bilinen ilk yazılı dilleri Mısır Hiyeroglifleri ve Sümer cuniformlarıdır. Ve bu hat üzerindedirler.
Ayrıca dünyadaki Musevilik, Hristiyanlık, İslamiyet, Hinduizm, Brahmanizm, Budizm , eski Mısır dinlerinin hepsi bu hat üzerindeki antik bölgelerde ortaya çıkmıştır. Bunlar bazı dikkat çekici kısımlardı. Bu konunun asıl ilginç noktasına geçebiliriz.
Kutup kaymasına kanıt olabilirler mi?
Dünya kutuplarıyla , ekvator arasındaki mesafe her iki yön içinde 6215 mildir. Kutup kayması teorisine göre (bu konuyu daha önce işlemiştik) Kuzey ve Güney kutup noktaları daima aynı noktada değillerdi. Bu teoriler dünya kabuğunun gerçekleştirdiği hareket sayesinde kutup noktalarının yer değiştiriğini ileri sürmekte. Plaka tektoniği ilkesine bağlı olarak dünya kabuğunun varolan hareketinin bir sonucu olduğu öngörülmekte. Buna alternatif teoriler ise, eksen değişimi ve kutup kayması teorisi. Kutup kayması teorisine göre dünya kabuğunda ani bir yer değişim meydana gelmekte. Bunu "Neler olabilir?" kısmında ele alacağız. Ayrıca fenomenler kısmında teori ile ilgili açıklamayı okuyabilirsiniz. Bu teorinin yaratıcılarından Charles Hapgood'un The Path of the Poles isimli kitabında teorisini jeomanyetik ve karbon tarihleme metodlarıyla destekliyor. Charles Hapgood ve When the Sky Fell isimli kitaplarında Rose and Rand Flem-Ath daha önceki kuzey kutup noktalarından birini Alaska'nın Yukon bölgesindeki 63 derece Kuzey enlemi , 135 derece Batı boylamındaki yer olarak kabul ediyorlar. Yaklaşık 80 ila 100 bin yıl öncesi için.
Fakat bu hesapların kesinliği yoktur. 80 bin yıl öncesine gitmeden de kesin noktayı tespit etme şansımız hemen hemen yok. Peki bu kuzey kutup noktası bahsi geçen yerden 250 mil daha kuzeydoğudaki 59° 38' Kuzen enlemi, 138° 36' batı boylamındaki bir nokta olsaydı ne olurdu? Ki, coğrafi açıdan çokta büyük bir mesafe değil. Üstelik bu bölge Yukatat adıyla geçen ve Kuzey Amerika'daki en büyük buzul kalıntılarının olduğu yer olarak bilinmekte.
Eğer 59° 38' Kuzey enlemi 138° 36' boylamındaki nokta eski Kuzey kutbu idiyse, bahsettiğimiz eski yapıların buluştuğu hat bu kutbun "ekvator" çizgisini temsil ediyor olacaktı. Bu bilgi, bu yapıların 80 bin yıl önce yapıldığına dair bir bilgi sunmamakta ancak, dikkate değer bir özellik ortaya koydukları kesin. Sanki birşeyler anlatmak ister gibi. Belkide bizim yaş hesaplama yöntemlerimizde bir hata var.
Aşağıdaki liste bu antik yapıların bulundukları yerlerin enlem ve boylamları ile, bahsettiğimiz eski yapılar çizgisine ve 80 bin yıl önceki kutup noktası olduğunu öne sürdüğümüz noktaya olan mesafelerini görmektesiniz. (Tüm bu yapılar hakkında bilgi ve resimler, eski uygarlıklar kısmına eklenecektir. )
Mesafe Mesafe
Antik Yerler Enlem Boylam 59°38'Kuzey 138°36'Batı Kesişme çizgisi
Keops Piramiti 29° 59' Kuzey 31° 09' Doğu 6,215 mil 0 mil
Siwa 29° 14' Kuzey 25° 31' Doğu 6,223 mil 8 mil
Ollantaytambo 13° 15' Güney 72° 16' Batı 6,215 mil 0 mil
Machupicchu 13° 06' Güney 72° 35' Batı 6,198 mil 17 mil
Nazca çizimleri 14° 42' Güney 75° 06' Batı 6,215 mil 0 mil
Paskalya Adası 27° 06' Güney 109° 20' Batı 6,215 mil 0 mil
Anatom Adası 20° 10' Güney 169° 48' Doğu 6,215 mil 0 mil
Preah Vihear 14° 24' Kuzey 104° 40' Doğu 6,235 mil 20 mil
Phimai 15° 13' Kuzey 102° 50' Doğu 6,240 mil 25 mil
Sukothai 17° 01' Kuzey 99° 42' Doğu 6,218 mil 3 mil
Pyay 19° 15' Kuzey 95° 05' Doğu 6,207 mil 8 mil
Mohenjo Daro 27° 15' Kuzey 68° 17' Doğu 6,231 mil 16 mil
Perseopolis 29° 56' Kuzey 52° 55' Doğu 6,211 mil 4 mil
Ur 30° 57' Kuzey 46° 07' Doğu 6,169 mil 46 mil
Petra 30° 19' Kuzey 35° 28' Doğu 6,210 mil 5 mil
Yaşanmakta olan belirtiler
Küresel ısınma. Gerçekten küreselmi?
Depremler. Artıyorlar mı?
Ozon tabakasını gerçekten bizmi deldik?
Manyetik kutbumuzu kim döndürdü?
Manyetik kalbimiz krizmi geçiriyor?
Güneşimizin saatimi bozuldu?
İklimler değişiyormu ?
Buzları gerçekten sıcak havamı eritiyor?
Dünya değişiyor mu?
KÂHİNLER BİLİYORMUYDU?
Astroloji bir hayal satıcılığı değildir.
Bireylerin , grupların yada ulusların yazgılarını önceden haber vermek amacıyla gezegenlerin ve yıldızların veya daha başka etkileşimli kaynakların ; dünya olayları üzerindeki etkisini yorumlamak olarak ifade edebiliriz Astrolojiyi. Fakat günümüzdeki astroloji, basit ve para kazanmak amacı güden birçok insanın elinde insanları kandırma, duygularıyla oynamak şeklinde uygulanıyor.
Astrolojiye köken olarak Eski Mısır gösterilmekte. Ancak eğer coğrafi keşifler sırasında yok edilmeselerdi eski Güney ve Orta Amerika uygarlıkları olan Aztek , İnka, Maya , Olmec gibi uygarlıklarda bugün birer kaynak olarak gösterilebileceklerdi. Ancak bu medeniyetlerde yapılan astroloji çalışmaları, günümüzdeki kullanım tarzıyla ve yöntemleriyle taban tabana zıttır. Gerçek değerinden çok şeyler yitirmiştir. Hatta artık modern bilimimiz bile ispatlama noktasına gelmiştirki, en azından Güneş , insanın karakterini direkt olarak etkilemektedir. Ama bir farkla, bugünkü burç fallarında uyguladığımız "doğum günü" mantığından çok, anne karnında cenin'in oluştuğu ilk an bu etkileşimi sağlar. Ve bunu tespit etmek çok zor birşey olduğundan günümüz astrologları klasik ve hatalı yöntemlerinde ısrar etmekteler. Üstelikte Zodyak olarak tabir edilen 12 aylık astrolojik süreç aslında her 2600 yılda bir bir ay olmak üzere kaymaktadır. Örnek verecek olursak, mesela Ağustos ayında doğmuş bir kişiyi Aslan burcunda kabul ediliyor ise, 2600 yıl sonra Başak burcundan kabul edilebilecektir. Tabii bugün bile hangisinde olduğumuz tespit edilmiyor. Çünkü kullandığımız Zodyak çizelgesi bile Sümer medeniyeti zamanında hazırlanmış.
Burç kavramı Kur'an-ı Kerim'de dahi geçmektedir, " İçinde burçları bulunan göğe and olsun. Söz verilen kıyamet gününe and olsun. Kıyamet gününe şahitlik edene ve edilene and olsun ki , insanlar öldükten sonra dirileceklerdir" (Buruc Suresi: 85/1-4)
Bu bölümde kâhinlerle ilgili bilgiler veriyor olmamız, bunların kesin doğruluğundan öte, bazı tesadüf olamayacak ortak kehanetlerinin varlığıdır ve bazı doğrulu kanıtlanmış kehanetlere sahip oluşlarıdır. Dünyada adları tanınmış kişilerin kehanetlerine yer vereceğiz. Bunlardan en ünlüsü Nostradamus ve diğerleri Edgar Cayce ve St. Malachy.
KAHİNLER
1- St. Malachy - Papalar kehaneti
Belkide bu tip kehanetlerde bulunan kişiler arasında hakkında en az bilgi bulunan ve kehanetleri belkide en sıradışı olan kişi St. Malachy olarak bilinen kişidir. Kendisi irlandalıdır, 1100 yılının hemen başında Armagh kentinde doğmuştu. Asıl adı O'Morgair'di. Mistik çalışmaların yoğun olduğu bir dönemde yetişmiş ve 25 yaşında rahip olmuştu. Ve ardındanda doğduğu kentin baş papazı oldu. O devirde "Vatis" adı verilen kahinler faaliyetlerini yaygın bir şekilde sürdürdüğü için, durugörü gibi yetenekler normal karşılanıyordu. Daha sonraları bu çalışmalar yasaklanmıştır. 1132 yılında ise, İrlanda Başpiskoposu oldu. 1138 yılında Roma'ya hacca giderken York şehrinde yeni kurulmuş olan Sistersien Tarikatı rahipleriyle tanıştı ve onlardan etkilendi. Tarikatın kurucusu St.Bernard'ın yanında kalmaya karar verdi ama Papa'nın zoruyla geri döndü.1148 yılında önceden tahmin ettiği günde öldü.
St. Malachy'nin kehanetleri II.Celestin'den başlayarak Papa olacak 111 kişinin kim olacağına dairdir. Bazı örnekler verecek olursak,
5.ci Papa Beyaz Köyden
12.ci Papa Laurent Kılıcı
22.ci Papa Mağlup Ejder
35.ci Papa Ossalı Kunduracıdan
61.ci Papa Küçük Adam'dan
71.ci Papa Orman Meleği
100.cü Papa Etrürya'daki Balnes'dan
109.cu Papa Ay'ın yarısı
110.cu Papa Güneş İşçisi
111.ci Papa Zeytin'in zaferi
Her papayı simgeleyen birkaç sözcük. Aslında herbiri o papaya ait bir özelliği temsil ediyor. Birkaç örnek verecek olursak,
35.ci Papa - Ossalı Kunduracıdan: Fransız'dır. Ossa ailesindendir ve babası kunduracıdır.
61.ci Papa - Küçük Adam'dan : III.Pie (1503) : Siena'lıdır. Piccolomini ailesindendir. Piccolo, Küçük ; Uomini : Adamlar anlamına gelir. Piccolomini birleşik kelimedir.
64.cü Papa - Florent Aslanı : VI. Adrien (1522) : Armasında bir aslan simgesi bulunan Florent'in oğludur.
109.cu Papa - Ay'ın yarısı : I. Jean Paul (1978): Papalık görevini ancak 1 ay sürdürmüştür. Göreve seçildikten sonra öldürülmüştür. Seçildiğinde ve öldüğünde yarım ay vaktiydi!
110.cu Papa - Güneş İşçisi : II.Jean Paul (1978): Dünya barışının sağlanması için harcadığı çabalardan dolayı tam bir güneş işçisi olarak yorumlanabilir. Ezoterizmde güneş sembolü, mükemmelliyeti sembolize eder. Ayrıca kendisi Polonyalıdır. Bir başka bakış açısıda Güneş işçisi latince olarak "Labore Solis" olarak yazılır ve labore sözcüğü "meydana getirme" anlamıda taşımaktadır. Yaşanan güneş tutulmaları ve alakalı olduğu öne sürülen depremlele de ilişkisi olabilir...
Ve son olarak 111.ci Papa - Zeytin'in zaferi. Henüz varolan Papa görevini bırakmadığı için kim olacağını henüz bilemiyoruz. Ancak "zeytin" barışı temsil eden bir semboldür. Barışı sağlayan veya barış ortamında göreve gelecek bir Papa olduğu ortadadır. Peki St. Malachy'nin bahsettiği Papalardan sonra ne olacak? Papalık mevkiimi bitecek yoksa, bir Papanın gelmesi mümkünmü olamayacak? Bugünkü papa olan II.Jean Paul'un iyice yaşlandığı ve hasta olduğunu düşünürsek, yeni Papa'nın 2004-2005 civarında gelecek olması muhtemeldir.
Ancak son günlerde yaşanan savaş havası, zeytinlik bir durumda şuan için ortaya koymuyor. Ancak St.Malachy'nin Papa listesinden sonra kullandığı cümle çok ilginç Hatta bizim 2012 yılı teorimizlede ilişkili olabilecek kadar ilginç. Ve bugün yaşadığımız dünyayıda andıran bir sözle başlayan bu cümle şöyle:
"Son zulüm sırasında kutsal Roma kilisesi'nin başında Romalı Peter bulunacaktır ve koyunlarını sayısız felaketlerin ortasında otlatacaktır. Bunlar sona erdikten sonra yedi tepeli şehir yıkılacak ve korkunç hakim halkı yargılayacaktır"
Son zulüm, muhtemelen bir savaş veya küresel bir bunalım, kaos ortamı gibi yorumlanabilir. Ancak son cümle daha da ilginç. Çünkü, Istanbul ve Roma şehirleri yedi tepeye sahiptir. Ve bundan sonrada korkunç hakim halkı yargılayacaktır denmiş. Korkunç hakim yaşanacak bir felaketi simgelemiyorsa, neyi simgeliyor olabilir? Muhtemelen 2012 civarındaki bir tarihte gerçekleşeceğini ileri sürebiliriz. Bugünkü Papa'nın 1-2 yıl daha devam ettiğini varsaysak 2005, "son zulüm" ve sayısız felaketler (2012'de gerçekleşebileceğini söylediğimiz felaketin öncü belirtileri olabilirler. Bunları Neden 2012 bölümümüzün 3.cü kısmında ele alacağız) 4-5 sene sürse 2010 ve ötesindeki yıllara ulaşmış oluyoruz...
Ne dersiniz? 111 Papa'da hata yapmamış bir kişi geri kalan olaylarda da hata yapabilirmi? Yapmasını ummaktan başka şansımız yok. Bir felaket belki dünyanın yaşadığı bunalım ortamının son bulmasına, yeniden bir başlangıç şansına neden olacaktır ama buruk bir yeni dönem olacaktır...
2- Nostradamus - En ünlüsü
Nostradamus, hakkında yazılan yüzlerce kitap sayesinde hemen hemen tanımayan kalmadı bu kişiy. 14 Aralık 1503 tarihinde Fransa'nın Saint Remy de Provence kasabasında dünyaya gelen ve asıl adı Michel de Nostradame olan Nostradamus, aslen bir tıp doktorudur. Astrolojiyle ilgilenmiş ve Mısırlılara özgü bir şifreleme tekniğinde uzmanlaşmıştır. Ki, bu şifreleme tekniğini, hem kehanetlerini elde etmede, hem de bunları kaleme alırken, dönemin engizisyon hakimiyetinde olmasının da etkisiyle tüm kehanetlerini olabildiğince zor deşifre edilebilir hale getirmiştir. Durugörü yeteneğiyle elde ettiği kehanet niteliği taşıyabilecek öngörülerini, gelecek kuşaklar tarafından kolayca anlaşılamamasını istemiştir. İnsan gelişimine zarar vereceğini düşünüyordu... Vakitleri geldiğinde anlaşılsın istemiştir ve bunu kral II.Henri'ye yazdığı mektuptada belirmiştir:
"Aradan zaman geçince ve benim dünyadan ayrılmamadan sonra, yazdıklarım, yaşadığım sürede verildiği değerden çok daha değerli olacaktır."
Gerçektende öyle oldu. Yaşamı ise pek sıradan değildi. İki çocuk sahibi oldu ve iki çocuğunu da kaybetti. 1539 yılında da karısı vefat etti. Sekiz yıl boyunca Fransa ve İtalya'da çeşitli yerlerde bulundu. Babil, Mısır ve Kalde'deki majik çalışmalar ile ilgilendi. 1544 yılındaki büyük veba salgınıyla mücadele etti. Bu dönemde kehanetlerine ve yüzlük (her biri dörtlüklerden oluşan kehanetlerin bir araya gelmesi oluşturuyordu.)
"Présages", başlığı altında toplanan kehanetlerinin son dörtlüğünde kendi ölümünü söylemişti:
" Artık yapacak bir şey kalmadı, Tanrıya gidiyorum, Bir sonrakiler, dostlar ve kan kardeşler geliyor, Yatağın yanındaki sıranın üzerinde bulunacağım, Ölmüş olacağım..." (Présages,141)
2 Temmuz 1566 sabaha karşı aynen anlattığı şekilde ölü bulundu. Ardından bıraktıkları ise,
- Yeni doğan oğlu Sezar'a yazdığı mektup.
- II.Henri'ye yazdığı mektup
- Yüzlükler. Toplam 12 adettir. 7,11 ve 12.ci yüzlüklerdeki dörtlüklerin büyük kısmını çıkarmış ve yayınlamamıştır.
- Présages 141 dörtlükten oluşur.
- Altılıklar : Altışar mısradan oluşan 58 kıta.
Şimdi mektuplarda konumuzla ilgili kısımlara yer vereceğiz,
Oğlu Sezar'a mektubu , Salon de Provence , 1 Mart 1555 :
"...Dünya'nın büyük bir keşmekeş ve sarsıntı geçireceğini söyleyince, özellikle ilim adamları da teleşlanacaklar ve çoğu bu kehanetin saçma olduğunu ileri sürecek. Seller öylesine yaygınlaşacak ki, üzeri su ile örtülmemiş tek bir bölge bile kalmayacak. Ve bu öylesine uzun bir süre devam edecek ki, zaman ve mekan belirleyen hemen tüm veriler yitirilene kadar sürecek.
Bu olaylardan önce ve hatta dev tufanın ardından, çoğu bölgeye hemen hemen bir damla yağmur bile yağmayacak. Gökyüzünden ateş parçaları ve taşlar düşecek ve düştükleri yerdeki yaşamı söndürecekler. Bunlar kısa bir zaman içinde ve son büyük kargaşadan önce yaşanacak. Çünkü hemen sonra Mars gezegeni ritmin bozacak, dönemin sonunda, dönüşüne yeniden başlayacak. İşte o zaman gezegenlerin çoğu Kova Burcu'nda toplanacaklar, diğerleri ise uzun bir süre Yengeç Burcu'nda gezinecekler...
Benim kehanetlerim gerçekleşene kadar yeryüzüne Tanrı'nın merhametinden pek fazla bir şey inmeyecek,oğlum... Ve bütün bunlar büyük kaynaşma başlar başlamaz yerine gelecek Karanlık ve şiddetli fırtına sırasında "Onları ezeceğim" diyecek Efendimiz. Onları ezecek ve üzüntü duymayacağım."
II.Henri'ye mektubu , 1558 :
" Sırada önce bir güneş tutulması var, Dünyanın ilk yaratılışından İsa'nın ölümü ve çektiği acılara, o günden bu günkü zamana kadar görülen en karanlı ve kapalı güneş tutulması. Ve Ekim ayında bir takım kaymalar olacak. Bu kaymalar öylesine etkin olacak k, Dünya'nın çekim gücünü yitirdiği, doğal dönüşünden koptuğu ve sonsuz karanlığa yuvarlandığı izlenimi verecek. Ocak-Şubat döneminde ve daha sonra, aşırı değişiklikler olacak. Yani ülkelerin şekli şemali değişiverecek. Kimi zaman büyük bir depremle, kimi zaman ilk büyük katliamdan güç kazanan ve felaket saçan kızın, yeni Babil'in egemen oluşuyla. Bütün bunlar 73 yıl ve 7 aydan fazla sürmeyecek. Sonra, kavmin arasından, o günlere değin kısır kalmış, 50.ci enlem dolaylarında Dünya'ya gelmiş biri çıkacak ve tüm Hristiyan kilisesini yenilecek. Sınırlarla bölünmüş ve parçalanmış olan insanlar arasında büyük bir barış, birleşme ve geçim ortamı sağlanacak. Bu barış çeşitli hükümetlerce öylesine perçinleşecek ki, farklı dünya görüşlerine mensup savaş çığırtkanları aşağılanarak, güçleri ellerinden alınmış bir durumda kalmaya mahkum olacaklar. Bilge rolüne çıkan kuduzun imparatorluğu da ele geçirilecek. "
Nostradamus metnin bu kısmında da, diğer kehanetlerinde olduğu gibi tarih akışını kasten birbirine karıştırmıştır. "Bilge rolüne çıkan kuduzun imparatorluğu ele geçirilecek" sözü metnin ilk kısımlarında olmalıydı. Tüm yorumcuların ortak fikri bu kehanetin Hitlerden bahsettiği şeklinde. Ve Güneş tutulması 1999 yılında gerçekleşmiş ve ardından depremler, sellerle dolu bir sürece girilmiştir. 11 Ağustos 1999 tarihindeki tam güneş tutulması NASA'nında belirttiği gibi gerçekleşebilecek mükemmel tutulmalardan biriydi. Hatta sırf bu tutulma sayesinde Güneş'in dış katmanlarının çekimleri ve bu katmanlar üzerinde araştımalar yapılabildi. Peki bu tarihten sonra neler olabilir. Bunu Nostradamus'un bazı dikkat çekici dörtlüklerinde görebiliyoruz.
" Yağmur, alışılmışın dışında güçlü ve boşanırcasına bardaktan,
Can verecek davarlar. Yanlızca kadınlar arındırılmış tehlikeden.
Dolu, yağmur, fırtına. Uzanacak Fransa halkı, serilecek yere.
Önlemek için toptan ölümünü halkın, çırpınacaklar haksız yere. "(Présage,126)
" Su baskınları Verona'dan başlayacak..." (Yüzlükler II-3)
" Kuzey kutbu'ndaki bitmez yağmurlar..." (Yüzlükler, VI-5)
" Aniden ve yeni baştan iniyor yağmur acımasız
Gökten taşlar yağıyor,
Ve ateş kaynatıyor denizi " (Yüzlükler, II-18)
" Ölüm... Fırtına ve yağmur uçuracak damı,
Kırk yıl boyunca görülmeyecek gökkuşağı
Ve kırk yılın ardından çıkacak her gün
Kupkuru topraklar andıracak çölü
Sonunda büyük tufanların varılacak farkına. " (Yüzlükler, I-70)
Son 1-2 yıllık dönemde neredeyse sel görmemiş bir toprak parçası neredeyse kalmadı dünyada. Avrupa, Asya, Amerika,Türkiye... Ve her geçen gün sıklaştığını ve mevsimlerden bağımsız olmaya başladığını görebiliyoruz. Kuzey kutbundaki buzulların 2010 yılına kadar tamamen erimiş olacağı artık bir sır değil.
Peki bizim 2012 olarak öne sürdüğümüz tarihle ilgili olabilecek kehanetleri yokmudur?
" İlahi kelam gökyüzüne ve yeryüzüne madde verecek,
Büyülü altın mistik bir görev peşinde,
Beden, can ve ruh hepsi çok kudretli.
Her şey ayaklarının altında, sanki gökyüzünün koltuğunda ." (Yüzlükler, II-2)
" Dağların yanındaki İtalya toprakları sarsılacak " (Yüzlükler, I-93)
" Yer sarsılacak, toprak inip kalkacak
Mısır ve İslam ülkeleri sarsılacak " (Yüzlükler, II-86)
" Birçok geceler boyunca Dünya sarsılacak
İlkbaharda iki gayret sarsılacak
Korent, Efes iki denizli, yüzecek " (Yüzlükler, II-86)
Bu kehanetlere göre coğrafi yapının dahi değişeceği, deprem veya başka nedenler bağlı yer sarsıntılarının olacağı, Efes gibi yerlerin değişimlere uğrayağını anlayabiliyoruz. Akdeniz , Ege ve Karadeniz'in benzer etkiler sonucunda oluşan denizler olduklarınıda okul dönemindeki derslerimizden zaten biliyoruz. St.Malachy ve Nostradamus'un kehanetleri arasında ilginç bir tesadüfte göze çarpıyor. St. Malachy yedi tepeli kentin yıkılacağından ve sayısız felaketlerden bahsediyor. Nostradamus'ta sayısız felaketlerden bahsederken, İtalya'daki bir olaydan bahsediyor. Yedi tepeli Roma kentinin, İtalya'nın başkenti olması acaba tesadüfmüdür?
3- Edgar Cayce - Atlantis'ten geleceğe...
1877 -1945 yılları arasında yaşamış olan Edgar Cayce, 1877'de Kentucky'de Hopkinsville yakınındaki bir çiftlikte doğdu. Okul yıllarında orta derecede bir öğrenci olmaktan öteye geçmedi. Fotoğrafçılığa başladı. Psişik özelliği 1901 yılında tesadüf olarak keşfedildi. Soğuk algınlığına bağlı olarak sesini yitirmişti. Bir sene boyunca denenen tedaviler sonuç vermedi. O devirde ipnotizma ülkede rağbet gören bir yöntemdi ve bir dostunun tavsiyesiyle denemeye karar verdi.
İpnoz başarıya ulaştı. İpnoz sırasında derin bir uykuya daldı ve tedavi şeklini kendi tavsiye ederek, ses tellerinin durumunu tarif etti. Boğazın bu bölgesindeki kan dolaşımını arttırmak gerektiğini söylemişti. İpnozu yapan kişi bunu gerçekleştirdi. Uyandığında sesi düzelmişti. Kendi tavsiye ettiği tedavi işe yaramıştı. Arkadaşları ve ailesi şaşkınlık içindeydi. Haberler yayılınca kendi üzerlerinde denenmesi için pekçok hasta etrafını sardı.İlk başlarda tereddüt etti. Tıp veya anatomi hakkında hiçbir bilgisi yoktu. İnsanları öldürme olasılığından korkuyordu. Fakat ısrarlara dayanamayarak ipnoz seanslarına devam etti. Uykuya daldığı sırada söyledikleri ve yaptıkları hakkına hiçbir bilgisi yoktu. Ve bu seanslar sırasında, tıkanmış bir dalağı, mide ülserini ve bunların kesin yerlerini, bir hamileliği, bir anemiyi, şeker hastalığını, epilepsiyi, hemen hemen o dönemde bilinmeyen tüm hastalıkları doğru şekilde teşhis ve tedavi etmişti.
Bu ipnoz seansları sonunda pekçok soruyada yanıt vermiş. Bazıları metafizik bazıları kehanet sayılacak pekçok bilgiden bahsetmiştir. 1902 ile 1945 yılları arasında, şahitlerin önünde daktiloya geçirilmiş 14000 civarında kayıt vardır. Sadece geleceğe ait değil, geçmişe özellikle Atlantis'e ilişkin bilgilerde verdi. Biz bu konulara deyinmeyeceğiz. Bizim konumuz 2012 yılına doğru olabilecekler... Şimdi bazı "okumalar" dan örnekler verelim:
" Geçiş dönemi 1958 - 1998 arasında yaşanacaktır. Bu dönem sonunda Yeni çağ başlayacaktır " (364)
Yine geldik 1999'lara. Üç kahininde benzer yılları yani 1998-1999 sonrasını Yeni çağ olarak adlandırması tesadüf olabilirmi? Devam edelim...
1934 yılında şöyle demişti:
" Yeryüzünün pek çok bölgesi alt üst olacak. İlk bölüm süresince (1958-1998) Birleşik Devletler'in batı kıyılarının fizik görünümünde değişiklikler meydana gelecek. Grönland'ın kuzeyinde körfezler ve su akımları belirecek. Karaibler Denizinde yeni kara parçaları su üstüne çıkacak... Güney Amerika, kuzeyinden güneyine kadar sallanacak ve Antartika'da, Ateş Ülke'sinin kıyıları açıklarında kara parçaları belirecek ve denizi kabarık bir boğaz meydana getirecek"
Gerçektende bu yıllar arasında Alaska'da 9.2 magnitude (http://neic.usgs.gov/neis/eqlists/USA/1964_03_28.html) büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş ve depremin yaşandığı bölgede coğrafi yapı gerçekten değişmiştir. 400 metre civarında bir hareketle kara yükselme hareketi yapmıştır. Denizin doğal kıyı şeridini terketmiş, bir miktar geri çekilmiştir. 1957-1998 yılları arasında Birleşik Devletlerin batı kıyılarında yaşanan depremler şunlardır: (kaynaklar: Amerika'daki büyük depremler http://neic.usgs.gov/neis/eqlists/10maps_usa.html depremlerin olduğu yerler http://neic.usgs.gov/neis/eqlists/15maps_usa.html)
Tarih Yer Magnitude
3 Mart 1957 Alaska 9.1
28 Mart 1964 Alaska 9.2
4 Şubat 1965 Alaska 8.7
10 Haziran 1996 Alaska 7.9
6 Mart 1988 Alaska 7.8
8 Kasım 1980 California 7.6
28 Haziran 1992 California 7.3
Deprem uzamanlarının ortak yorumlarına göre 7.5 ve üzeri depremler coğrafi yapı değiştirecek güçtedirler. Derelerin yatakları değişebilir, kıyılarda veya toprakta belirgin değişimler gerçekleşebilir. Ki, depremlerin büyüklüğü 8.0 ve üstüne çıkmaya başladığında bu daha da belirgindir. Edgar Cayce ayrıca, Güney Amerika'nın kuzeyden güneye sarsılacağını belirtmiş. Buda bizim Deprem Özel kısmında ele aldığımız, ölçülüm yapılan dönemde tespit edilen en büyük deprem olan 9.5 magnitude büyüklüğündeki deprem. 22 Mayıs 1960da bir deprem fırtınası şeklinde Şilide gerçekleşmiştir. 36.cı güney paralelinden, 44.cü güney paraleline kadar olan yaklaşık 1000 millik bir alanda etkili olmuştur. Coğrafi yapı belirgin bir şekilde değişmiştir... Ayrıca 1959 yılında Amerikan Jeodezi daires, Macellan Boğazı'nın kuzeyinde , Amerika kıtası'nın en güney ucunda daha önce hiç yer sarsıntısı olmamış bir bölgede önemli bir deprem meydana gelmiş olduğunu rapor etmiştir.
" ABD'nin batı kıyısındaki, aynı zamanda doğu kıyısındaki ve orta kısmındaki çok sayıda bölge altüst olacak. Önümüzdeki yıllarda Atlantik ve Pasifik'te karalar belirecek. Ve pek çok ülkenin kıyı bölgeleri sulara gömülecek. İçinde bulunduğumuz devre ait (1941) pek çok savaş alanları bile batıp gidecek.New York şehrinin çevresindeki kıyı parçalarının ve hatta bizzat şehrin kendisinin büyük bölümü kaybolup gidecektir. Ancak bu, diğer bir nesilde meydana gelecektir; halbuki Carolina ve Georgia'nın güney kısımları çok daha erken bir zamanda batacak.....
Farklı bir bakış açısı ;
Tarihte Nostradamus, Albert Einstein, Edgar Cayce
gibi bazi bilim adami, dusunur ve filozof tarafindan isaret edilmis olan 21 Aralik 2012 tarihinde gercekten kiyamet kopacak mi?
Bu tarihi onemli kilan nedir? Bu sorulara cevap bulmaya calisalim:
Bakiniz dunyamizda ozellikle son gunlerde gundeme gelen kuresel isinma ve cevresel felaketlerin sayisindaki yadsinamaz artis, kiyametin yakin olduguna isaret olarak gosteriliyor. Genel olarak son 20-30 sene icerisindeki ozon tabakasinin delinmesi, atmosferdeki radyasyon diye tabir edebilecegimiz elektromanyetik dalgalarin artisi ve hammaddelerin futursuzca kullaniminin olumsuz getirisi olarak cevresel kosullarda istatistiksel bir kotuye gidisten soz edilebilir. Ancak ciddi bilimsel arastirmalarin ortaya koydugu bir gercek var ki yasadigimiz bu cevresel degisimler aslinda dunyanin dongusel olarak yaklasik 10,000 senede bir yasadigi kutupsal degisimin sancilarindan baska bir sey degil. Her (yaklasik olarak) 10,000 senede bir kuzey kutbunun manyetik alani ile ile guney kutbununki yer degistirir. Bunun cevresel olarak ilk yansimasi iklim bazinda olur ki bildiginiz gibi M.O. 10000-9000 yillari arasinda buzul caginin sonlanmasi sonucu tufanlar ve seller meydana gelmis; mevcut kulturumuzun temelleri sellerden kacip Kafkasya ve Himalaya gibi yuksek yerlere kacan insanlar tarafindan atilmistir. Kafkaslarda halen birbirinden tamamen ayri dil ailelerinden gelen bir cok dilin konusulmasi ve farkli bir cok milletin bu kadar kucuk bir alana sikismis olmasi bunun canli ispatidir. Tum Avrupali, Ortadogulu, Bati ve Orta Asyali milletler irkasal olarak ortak tek bir isimle; yani Caucasian olarak ifade edilirler. Caucasian Ingilizce'de Kafkasyali manasina gelmektedir...
Peki dunyamiz dongusel bir degisimin dogal sonucu olarak bazi cevresel felaketlere gebeyse ve buyuk ihtimalle bazi aci kayiplara ragmen bu sureci de yok olmadan atlacaksa milyonlarin inandigi bu kiyamet senaryosu nereden dogdu? Cevap cok basit: Tarihi kaynaklardan. Ozellikle Maya, Hint ve Misir kaynaklarinda kendilerinden ustun bir takim insanlarin uzaklardan gelip kendilerini yonettigi ve teknik anlamda bazi bilgilerle donattiklarini; uygarliklarinin gelisimine katkida bulunduklarindan bahsedilir. Bu ustun insanlar kimdir, nereden ve hangi zamandan gelmislerdir?
Butun bu sorularin cevabi ilk sorumuz olan "21 Aralik 2012 tarihininin onemi nedir?" sorusuna verecegimiz cevapla otamatikman verilmis olacaktir. 21 Aralik 2012 tarihinde kiyamet kopmayacaktir. Bu tarih insanoglunun zaman makinasini icat ettigi tarihtir!...
Su anda basta CERN olmak uzere bazi buyuk arastirma kurumlari zamanda yolculugun temellerini yaptiklari partikul deneyleri ve zaman-mekan relativitesi bazindaki teorik calismalari sayesinde atmis bulunmaktadir. 21 Aralik 2012 tarihinde Foundation of Scientific Research for a Better World (fSRBW) isimli bir arastirma kurumu zaman makinasini tam fonksiyonel olarak tamamlamis olacak ve ilk deneyini gerceklestirecektir.
Bu ilk deneyin ne olduguna bakmadan once fSRBW, zaman makinasini hangi amaclarla kullanmistir / kullanmaya calisacaktir ona bakalim: Edward Crainsson'un basini cektigi kurumun beyin takimi zaman makinasini kullanarak gecmise yolculuk yapmayi ve insanlik tarihindeki bazi onemli olaylara yon vermeyi amaclayacaklar. Zaman makinasi kesinlikle gelecege yolculuk icin kullanilamaz; bu teorik olarak da mumkun degildir. Fakat, bu insanlar nokta atisi seklinde bazi onemli tarihlere iyi egitimli insanlari gonderip gecmisteki insanlara yol gostermeyi ve gunumuz insanoglunun daha iyi sartlarda yasamasini saglamaya calismaktadir. Misir medeniyeti basta olmak uzere Hindistandaki Sanskritler, Maya Imparatorlugundaki yonetici sinif aslinda hep fSRBW'nin basini cektigi fikir ve bilim adamlarinin eseri olacaktir.
Akliniz karisti mi? Birazdan daha da karisacak. Cunku biz su anda zaten 2012'de icat edilecek zaman makinasinin gecmisi degistirmeye yonelik kullanilmasinin meyvelerini aliyoruz. Yani gelecegin sonuclari tum gecmisimizde mevcut! Ozellikle son 200 yil icinde insanlarin gecirdigi teknolojik evrime bakin... 10000'lerce sene tarim ve avcilikla yasamis ve sadece birincil ihtiyaclarini karsilayabilecek bir hayat standardina sahip insanoglu son bir kac yuzyil icinde Radyo, TV, Bilgisayar, Ucak, vb. bir cok icatla karsilasmistir. Bu size hic ilginc gelmedi mi? Bunun sebebi gecmisimizde bir cok icada imza atan bilim adaminin aslinda birer fSRBW calisani olmasidir! Mesela Alexander Graham Bell'in, Tesla'nin, Einstein'in hayatlarini inceleyin!... Ben bu konuda daha fazla ornek vermeyip gerisini okuyucunun arastirma kapasitesine birakiyorum. Burada yazilanlar dogrultusunda gecmisimize yonelik bir arastirma yapilirsa bir cok tas yerine oturacaktir.
Peki biz zaten 21 Aralik 2012 tarihinde baslayacak olan (baslamis olan) fSRBW deneylerinin sonuclarini gorduysek onumuzdeki 21 Aralik 2012 tarihinde ne olacak? Cevabi cok basit: Tarihin tekerruru.. fSRBW yaptigi / yapacagi bir cok deneyde sunu ogrenmistir: Tarihin genel hatlarina mudahale etmek imkansizdir. Yer yuzunde 21 Aralik 2012 tarihi tam 7 kere yasandi! Evet dogru duydunuz... Normalde sadece bir kere yasanmasi gereken bu tarih zaman makinasi ile gecmise yapilan yolculuklar sonucunda 7 kez icat edildi. Ve hepsi de ayni tarihte oldu.....
Peki nasil oluyor da her zaman makinasi icat edilisinde gecmisi degistirmeye yonelik farkli calismalar yapilmis olmasina ragmen fSRBW hep ayni tarihte - 21 Aralik 2012'de - deneylerine basliyor? Iste burada KADER faktoru one cikiyor. Gecmisteki onemli olaylar ne kadar ugrasilirsa ugrasilsin yasaniyor ve tarihleri degistirilemiyor. Mesela I. ve II. Dunya Savaslari...
Ama fSRBW bu iste artik inanilmaz bir tecrubeye sahip oldugundan onemli gelismelere mudahele etmeden ufak mudahale ve icatlarla insanoglunun daha kaliteli bir yasam surmesini saglamaya calisiyor ve bu isten inanilmaz paralar kazaniyor. Kazandiklari manevi tatminin hic bir para birimiyle olculememesi de cabasi....
25 Şubat 2009 Çarşamba
21 Aralık 2012, Kıyametmi yoksa Yeni Bir Başlangıçmı ?
Etiketler:
2012,
Edgar Cayce,
fSRBW,
kıyamet,
kutup kayması,
maya takvimi,
St.Malachy
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder